İSLAM’DA SÜLÜK TEDAVİSİNİN YERİ NEDİR ?

İslam dininin hızlı ilerleyişi ve çoğu ülkelere yayılmasıyla ve ilme verilen değerle bilhassa İslami tıp ilminde yetişmiş ve kendini de yetiştirmiş çok meşhur Tıp hekimleri ki bunlar arasında Ebubekir Zekeriya er-Razi ( (865-925), Ebu el-Kasım Halef bin Abbas ez-Zahravi, (939?-1010), Ali bin el-Abbas ve bilhassa hekimlerin kralı olarak da adlandırılan İbn-i Sina (980-1037?) vardır. İlimleri Batılı ülkelerde çoğu zaman Galenus’a da dayandırılsa bu tam doğru değil. İslami tıp hekimleri önceki ilimleri almakla beraber tıp ilmini kendi araştırma ve pratikleri ile beraber Tıp ilmini çok yüksek düzeylere taşımışlardır. Eski Tıp hekimlerinin ilmini de kendi ilmi süzgeçlerinden geçirerek uymayanı kabul etmeyip kendi fikirlerini sunmuşlardır. Onların başarısını aşağıda görüyoruz
• Ali bin el-Abbas – el-Magusi
• Ebubekir Zekeriya er-Razi – Kitab el-Havi,
• Ebu el-Kasım Halef bin Abbas ez-Zahravi’nin cerrahi çalışmaları ve ayrıca
• İbn-i Sinanın El-Kanun fit-Tıbb kitapları çeşitli dillere çevrilip Yüzyıllarca batılı üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuştur.
• İbn-i Sinayı kendilerindenmiş gibi gösterip batılı ülkelerde Avicenna ismiyle anarlar.
Teoride Galenus çoğu konularda temel alınmış olsa da pratikte kan aldırmalarda büyük mesafeler aşılmıştır. Burada Galenus’un genel teorilerinden bilhassa pratikte hastalıkların ve uygulamanın detaylarına inilmiştir. Tasdik edilmeyen veriler ise reddedilmiş veya doğru veriler ile değiştirilmiştir.
Kan aldırma yöntemleri bilhassa hacamat yöntemi zaten eskilerden beri var idi. Hacamat uygulaması eski Yunanlılar ve Romalılar ile Bizanslılar tarafından az etkilenmiştir. Hatta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hacamatla tedavi yöntemini miraç gecesinde namazla beraber ümmetine indirmiş ve önemli ipuçları vererek güzel bir şekilde detaylandırmıştır. Hacamatın tedavide kuvvetli bir sünnet olarak yaygınlaşması Sülük tedavisine verilmiş olan değeri azaltmış olabilir. Sülüğe yalnız bir yüzeysel etki atıf edilmiştir. Genelde yaygın olan sülüğün bilhassa cilt hastalıklarında kullanılmasıdır. Burada bilhassa Sevdavi (melankolik) mizac kaynaklı cilt hastalıkları tedavi edilmiştir.
Salerno Tıp Okulunun Hocalarından Afrikalı Konstantinus – 11. YY’da Hipokrat, Galenus ve Ali bin el-Abbas’ın eserlerini çevirmiş asıl eğitiminin büyük kısmını İslam beldelerinde almıştır. Oradan aldığı eğitimlerle ağırlıklı olarak çalışılmıştır. Sülük tedavisinin burada yoğun olarak uygulandığını biliyoruz.
Buradan yayılan ilim Avrupanın çeşitli beldelerinde kabul görmüştür. Sülük terapisinin pratik uygulamaları üzerinde birleşik bir tutum bulunmamaktadır. Sülük tedavisi genelde Baş kısmında ve hemoroid’lere takılırdı ki bu da lüzumsuz sıvılar, bilhassa kara sevda’nın çıkmasını sağlamak için. Sülük Terapisi Osmanlıda devam etmiştir….
 
REKLAM ALANI
VİDEOYU PAYLAŞ :
YORUMLAR

Bu içerik için ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

İsminiz* Zorunlu

E-Posta adresiniz* Zorunlu

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Cacabey Haber
Sitemizde yayınlanan tüm haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir. Haberlerin kopyalanması yasal açıdan kesinlikle yasaktır!
Copyright © 2017. Tüm Hakları saklıdır.